Gönderen
Özgür Yılmaz
30 Haziran 2010 Çarşamba
23:58
Merhaba çekirgeler,
Son zamanlarda blokla pek ilgilenemiyorrum.Malum tek kişi ve koca blok olunca hepinizle tek tek ilgilenemiyorum. Bundan sonra herkes yorum atamayacak. Yoruma sınır geliyor. Bunun 2 sebebi vardır kanımca;
1-)Çok ilgilenemediğimden yorumları denetleyemiyorum
2-)Blokumla biraz egzotik takılmak için gereksiz-saçma-küfürlü-cazgırca atılmış mesajların önüne geçmek gerek.
Blok toplamda 1 tane uyarı yediği için biraz uslu duralım. Çünkü yaklaşık 4-5 gün sonra uyarımız silinecek. (Yine yırtıyoruz.)
Neyse kalın sağlıcakla,
Saygılarımla...
Gönderen
Özgür Yılmaz
26 Haziran 2010 Cumartesi
03:18

Aha işte bu otobüs çekirgeler.Malumunuz üzere tatil olduğu için Alanya'dayım.Ruslar ve Bey-can falan eğleniyoruz.
Bildiğiniz gibi Bey-can 3 dil biliyor. Fransızca,İngilizce,Türkçe. İstanbul'dan Alanya'ya holidays için döndük.Ancak otobüs yolculuğu baya sıkıcı ve mide bulandırıcı. Hele beni tanıyanlar...
Neyse otobüsle Alanya'ya dönüyoruz.Bizim otobüste çok az mola veriyor. Otobüs mola verdi. Benzinliğin orda 4-5 tane cafe var.Beybunlacafede oturuyoruz. Bir grup fransız kafile gördük cafede.Bunlar mal mal bakınıyorlar tabi.Beybun tabi bunlara acıyıp masalarına falan gittik.Yedik içtik baktık şöför korna çaldı.Hesabı istedik.
Tabi bende 5 kuruş para yok :D Fransızlar ödeyecek ama onlarda türk parası olmadığı için geçmiyor.Hesap yine Bey-cana kaldı tabi. Bende hesaptan yırtmak için tuvalete kadar gittim.Benim sevdiğim hesabı ödeyip otobüse binmiş bu turistlerle.Ben tuvaletten bir çıktım.Baktım cafede kimse yok.
Orda garsona sordum fransız kafileyi.Bir baktım o sıra benim otobüs gidiyor.Kestik.
Sevdiğiniz sizi unutup otobüse biniyor ve otobüs kalkıyor yine ve siz orda mal gibi duruyorsunuz.Telefon falan otobüste tabi. Yaniben hayatımda öyle bir depar görmedim.Şöfor allahtan arka aynadan gördüb beni.
Yani akıl var mantık var.İnsan sevdiğini nasıl unutur yav.Neyse işte Alanya'daki ilk sarsıcı anım böyle. Bloguda güncellemiş olduk.
Herkese iyi tatiller diliyorum.Gönlünüzce geçmesi dileğiyle.
Saygılarımla,
Öksür...
Gönderen
Özgür Yılmaz
16 Haziran 2010 Çarşamba
23:51
Eğer sevdiğiniz ya başlıkta ki gibi giderse? Ya en zor zamanınızda sizi yalnız bırakırsa? Sorular ve yine sorular...
Dayanılmaz bir yolculuktur aşk...
Sabır ister...
Sevgi ister...
İlgi ister...
İsterde ister.
Diyelim ki bir ilişkide bunların hepsi olsun. Hatta daha fazlası. Peki yine mutlu olabilir misiniz? Ne kadar dayanabilirsiniz ki?
Her erkek sevdiğini aldatır.Buna şüpheniz olmasın.Aldatmak biraz ağır gelebilir onun yerine kaçamak yada siz ne derseniz diyin. Hele ki gurbetteyse sevdiğiniz kesinlikle aldatmıştır.
1 haftalığına , 1 günlüğüne yada 1 saatliğine...
Aldatır çekirge. Kızlar gözyaşı döker eğer öğrenirse. Bazıları onsuz yapamam diyerek bu kaçamağı bilerek görmemezlikten gelebilir. Bazıları ise delikanlılık yapar. Hesap sorar. Sanki bunu bekliyormuş gibi. Tıpkı pusuda yatan asker gibi.
Çekirgeler bu yazımda gerçek aşk yoktur diye birşey demek istemiyorum. Ancak şuan ki koşullar bunu gösteriyor. Şu zamanda gerçekten birbirini seven hiç aldatmayan ve birbirine tutkuyla bağlı olanlar 1.000.000/1 dir. Ancak ben her ne kadar bunları desem de bazıları aynen şöyle diyor:
Öyle birşey olmaz,bizim aşkımız güçlü.
Saçmalama özgür benim ilişkimde yok öyle birşey. Falan da filan.
Doğrudur. Belki sizin ilişkinizde 1 miyonda 1 e giriyordur.
Saygılarımla.
(Kusura bakmayın çekirgeler,edebi olmadı , baya entel kaçtı zaten. Bir dahaki sefere düzeltiriz.)
Gönderen
Özgür Yılmaz
14 Haziran 2010 Pazartesi
07:30
Her insan mutlaka geym şeyinden olmuştur.
Gelelim nasıl olduğuna.
Kazığı Atan Kişi: Yeşim
Yaş: 17
Mal mı?: Evet
Tehlikeli Mi?: Dangereous (böyle yazılıyor galiba.)
Neyse tekrardan gelelim nasıl olduğuna.
Bu Yeşim benim Bey-can'ın en sevdiği arkadaşıdır. Ancak zamanında bana en büyük kazığı atmıştır...
16 yaşındayken. Sevdiğinin nişanlandığını gülerek haber veren bir mahlukattan bahsediyoruz. O zamanlar alacaklı - verecekli hikayesi vardı. Göt korkusundan İstanbul'a gidemezdim.Doğruya doğru şimdi.Dünya arkadaşım var. İstesem o şerefsizleri gömerim oldukları yere. Ama bu korku sevdiğini başkasıyla görme korkusu. Ötesi var mı? Bu mahlukat Bey-can'ımın aklına girerek beni soğutup Bey-can'ın kafasını karıştırmak istemiş.
Tabi bende bunu yicek göz var mı? Yok. Çok laga luga yapıyorum. Dahası lafı geveliyorum.Hemen anlar çekirgeler. Sizi kurbağalığa terfi ediyorum.
Bu Yeşim denen kişi benim kardeşim dediğim kişiyle beni birbirimize düşürüp Bey-can'a bir başkasını ayarlamaya çalıştı. Tabi tarih oldu.
Ancak hiçbir zaman başkasına güvenmemek gerek. Sevdiğinize dahi.Acınası ama gerçek (!) Çünkü günü gelir yalnız kaldığında paylaştığın şey o kadar can yakar ki.
Yalnız kalırsanız nereye kadar? Ne kadar dayanırsın? Konuşacak kimsen yok,derdini dinleyen yok,eğleneceğin biri yok. Bu da kötü.
En iyisi kılıbık biri olmak. Ben çok istedim olamadım. Belki siz olursunuz çekirgeler,ama olursanız beni unutun,çünkü benim işim olmaz.
Saygılarımla.
Gönderen
Özgür Yılmaz
11 Haziran 2010 Cuma
11:04
Merhabalar çekirgeler,bildiğiniz üzere yine zırva yapmak zorundayım.Malum ne kadar güncel olursa blog o kadar ziyaretçi demektir. (:D)
Gelelim konumuza...
Konumuz Taeeyiip olsun bari. Son yazım aşk olunca ayılmak için sövmem gerekiyor. Ama blogda sövmek yasak.
Kemal Kılıçdaroğlu ne güzel demişti. ''Dışarda One Minute! , içerde yes please. '' diyerek. Ulan Taeeyip'i geçtim bize ne oluyor? Adamlar 10 senedir iktidarda.Hem sövüyorsunuz hem başa getiriyorsunuz. Nasıl bir milletiz onu hiç çözemedim zaten.
*Gelen Zamlar
*Özelleştirmeler
*Anayasa Değişikliği
*Ergenekon
*Deniz Feneri
Daha çok var.Ancak elimin yorulmasını istemiyorum. Zaten bilen biliyor. Titreyin ve kendinize gelin Türk Milleti! Yakışmıyor hemde hiç yakışmıyor bize.
Bu sahtekarlar yüzünden elde avuçta birşey kalmadı.Kurnaz her daim kurnazdır,amacı hayatını sürdürebilmek için başkasını kandırmak.
Biz hep denek olduk. Biz Millet olarak hep kullanıldık,acı çektik. Ne uğruna çektik? Ne uğruna öldü şehitlerimiz? Vatan uğruna değil mi? Nerde o vatan peki şimdi? Bir kısmı araplarda,bir kısmı isveçlilerde , bir kısmı ingilizlerde vs. vs.
Kendinize gelin aziz Türk Milleti ! Kendiniz için değilse bile şehitlerimiz için biraz olsuın rol yapın be bari...
Neyse çekirgeler malum aşk acısı çekiyorum. Taeeyip anlayışlıdır bu konularda...
Gönderen
Özgür Yılmaz
9 Haziran 2010 Çarşamba
05:12
Bilemiyorum, hayat bazen olduğundan samimi bir el uzatıyor.Bazen de hiç beklemediğiniz bir anda sırtınızı size dönüyor.
Sevdiğin bir kızın başkasıyla nişanlanması ne kadar acıtabilir insanın içini? Peki ne yapmak gerekir bu durumda? Bana geri dön mü demek gerekir? Yoksa nasıl mutlu olacaksan diyerek sözünüzü yarım bırakmak mı?
Bunların hepsi safsata aslında. İş sevdiğinde bitmez. İş sevgide biter. Eğer seversen gidersin, evet gidersin. Gerekirse dünyanın diğer ucu olsun,gerekirse yanı başında olsun o nişan(!) Kimse durduramaz eğer saf sevgin varsa yüreğinde.
Olurda hani gidersin o nişanı bozmaya,ya seni istemezse?
Sevdiğini öLdürüp Toprağa Gömєrsin , Kimsє AnLamaz Dışardan Bakınca Orada Biri oLduğunu.. Ama Sєn BiLirsin O Toprağın ALtında Nє oLduğunu.. "Sєvdiğimi" Unuttum DiyєnLєrdє BöyLєdir.. KaLpLєrinє GömєrLєr , "Unuttum" DєrLєr.. DışardakiLєr AnLamaz Ama Sєvєn BiLir iÇindє Çürüyєn Cєsєdin Kime Ait oLduğunu...Gerçekten sevipte acı çekmekte var. Ancak sen onu karşılıksız seversen ve birgün sen ölürsen,sevende sen olursun ölende.Sevdiğin 1 gün pişman olur bilemedin 2.
Acı içinde kıvranmaz kimse pişmanlıktan.Elbet devam ediyor hayat.Ne anlamı var ki diyecek ve o pişmanlık birden son bulucak...
Peki ya sen? Sen ne kadar dayanırsın? Sen ne kadar acı çekersin? Sen ne kadar dayanırsın sevginin canını acıtmasına?
Aşk... Bazen seni sarmalar,bazense hoyratça,azgınca vurur dalga dalga. Sakın sevme (!) diyenlerde vardır elbet. Peki ya gönül dinler mi bunu? Ona sözünü geçirebilir mi insan oğlu?
Sen yine seversin ve yeniden seveceksin...
Gönderen
Özgür Yılmaz
12:16
Hadiii.. Evet asrın sorusu ve Özgür Tube gibi fantezisi yüksek bir blögda tartışılacak.
Bilemiyorum şimdi benim sevdiğim (Beybun'um) bloka zırt pırt girdiği için hayat yaşanmaz dersem malum yanlış anlaşılcak. Ama yaşanır desemde belli bir kesime haksızlık edicem.En iyisi orta yolu bulmak.
Aslında ilginçtir ki bir insanın hayatı o kadar basit ki. Mesela karşıdan karşıya geçiyorsun aniden alkollü bir sürücü sana çarpmış. Hayırlı işler oldun. Yada merdivenlerden iniyorsun ayağın kaydı birden düştün,beyin kanamasından gittin.
Bu dünyada ucuz olupta zevk aldığım tek şey hayattır. Doğruya doğru şimdi her gün sövdüğüm anlar var.Ancak öyle bir an geliyor ki gurbette sevdiğin aniden karşına çıkıyor. Gözlerini ovuştuturuyorsun. O sırada aniden sarılıyor sana.Durduk. İşte bu anı yaşayan biri için hayat o kadar anlamlı ki...
Hayatı güzelleştirende , bunaltanda biziz aslında.Tabi karşımızdakilerinde oldukça büyük etkisi var. Birazda şansın önemi var tabide. Zaten bu blokta olup şu yazıyı okuyanın şansı bilin ki sıfırdır.( :D )
Şaka bir yana eğer sevdiğiniz varsa ve özgürseniz gerisi hikaye. Yok o ölmüş,yok o ona kaymış falan bunlar trişkadan nameler.
Hayatta size değer verenleri seçer yaşarsınız. Dört dörtlük insan yoktur.Dört dörtlük insan ararsanda yalnız kalırsın. O yüzden daima mutlu olmak için çabalarsanız evet hayat gerçekten yaşamaya değer.
Tabi çabalarsanız (!)
Gönderen
Özgür Yılmaz
10:45

Merhaba çekirgeler,
Face te dolaşırken bu fotoyu gördüm ve yarıldım.Yani ben sebepsiz bir şekilde ölürsem nedeni bu foto olacak.Yani sözün bittiği yer. Allah cezanı vermesin bari ketçabı sakla :D Allah kahretsin seni rezil , mal.
Yalnız bu fotoya yapılan yorumlarda 10 numara.
Yorumlardan seçmeler:
-
- salak aptal gerizekalı mal odun beyinsiz .. v.b :D
- acılı ketcap bileğe zarar:D
İlk kez ''Zırvala Özgür'' bölümünde benim zırvalamama gerek kalmadı.
Saygılarımla...
Gönderen
Özgür Yılmaz
08:56
Türkiye'nin ve Dünyanın başına gelmiş en gudik olaylardan biridir greenpeace.
Peki Ama Neden?Green Peace kendine ota,börtü böceğe,doğaya,doğal enerjiye vs. vs. adamış bir kuruluş.Ancak işin en ilginç noktası Green Peace'nin en sevmediği şey sizinde bildiğiniz gibi radyasyondur.Yani bir green peace kuruluşuna katılan birine radyasyon desen direk pankart açar durduk yere.
Geçende bir istatislik gördüm ve yine kendimle çeliştim :D
bir insanın kalp krizinden ölme riski 1/5
trafik kazasında 1/8.000
iş kazasında 1/43.000
tren kazasında 1/500.000 iken
radyasyon sızıntısından ölme ihtimali 1/10.000.000
İşin enteresan yönüne bakın allah için. Adamlar radyasyona karşılar 1 insanın ölme riski 10 milyonda bir.Ateş olsa cürmük kadar yer bile yakmaz. Nasıl iştir bu ya.Dünyada ekonomik kriz var,adamlar toplanmış doğal enerji diyor.Oğlum manyak mısınız lan siz deyip çatt diye patlatmak geçiyor haberleri izleyince.
Ben böyle insanları hayalci olarak görüyorum açıkçası.Çünkü toplumdaki gerçek sorunları görmezden geliyorlar. Tekel işçileri tek yürek olmuş TEKEL'i basıyorlar.Green peace 2 sokak ötede doğal enerji diyor.
Allah akıl fikir versin ne diyim.
Saygılarımla...
Gönderen
Özgür Yılmaz
03:45

Beni takip eden çekirgelerim;
Bu blokdaki herşeyi ben yaptım. Blokumun tasarımı,teması ıvırı zıvırı hepsi benim eserim.Birşey yaparsanız kendiniz yapmaya çalışın önce.Kimseye muhtaç olmayın.Bağımsız olun.Hür olun daima tıpkı bu blok gibi.Gerçi bu blok sonunda yine kapanacak ama olsun.Davamızdan vazgeçmeyiz.Özgürlüğümüzü ve haklarımızı kimseye yedirtmeyiz (!) Kendi kendime gaza geldim gene.
Geçen ay bana bir siteden teklif gelmişti.Köşe yazarlığı olarak.Ancak nerde çokluk orda bokluk felsefesine dayanarak reddetmek zorunda kaldım.Şaka bir yana şimdi bana teklif yollayanlar yazıyı okuyacağını varsayarsak , oldukça iyi ekip.Genç ve dinamik.Ancak bir ekibe ne kadar bağlı kalırım bilemiyorum.Özgürlüğümü ne kadar kısıtlarım onuda bilemiyorum. Biz bize yeteriz ya.
Aramıza kara kediler girmeden blokumun yeni teması nasıl olmuş? Yani anca bu kadar içine edilir dediğinizi hissediyorum :D Özentilik değildir arkadaşlar yanlış anlaşılmasın.Logo tasarım falan bunlarda baya bir cahilim.Neyse logoyu ben artık başkasına kakalarım.
Siz daima yazımın başlığındaki gibi hür olun çekirgeler.
Saygılarımla...
Gönderen
Özgür Yılmaz
02:17
Ülkemiz öyle bir duruma geldi ki artık bize 1 tane bile Nazım Hikmet yetmez.Sürgünün gerekçesi ; vatan hainliği. Çok merak ediyorumda bu vatan hainliği damgasını yapıştıranlar ülke için ne yaptılar zamanında? Ne bıraktınız bizlere miras olarak? Hiçbirşey.
Bu yazım Nazım Hikmet'e şerefsiz diyenlere gitsin. Ulan mallar,şerefsiz diyenler ne yaptınız bu ülke adına? Vatan hainliğindeki gerekçe nedir? Gerçekleri ve doğruları saptırmadan yazmak mı? Blokumda küfür yazmak istemiyorum.Onların seviyesine düşmek istemiyorum çünkü. (Gerçi istesemde düşememde.) Eğer bende gerçekleri yazacağım diye Nazım Hikmet gibi olursa sonum bu kesinlikle ceza değildir ödüldür. (!)
Ancak insana en çok koyan bence, böcek beyinli olarak tabir edilen insanların aslında kafasının çok çalışması. Şunu söyleyim ne
Amerika ne de
İktidar sahipleri güçlü değildir.
Kurnazdırlar. İnanın bizde ki güç hiç kimsede yok. Ancak susturdular bizi. Bak edebiyat köşesi dedik nereye geldik. Neyse Nazım Hikmet'in şiiriyle devam edeyim.
Çok Yorgunum - Nazım HikmetÇok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın
Harika bir yazı. Aslında ilk başta eğer sürgün dönemi yada Nazım hakkında bir bilgisi olmayanlar bu şiiri anlayamazlar.
Şiirde Anlatılmak İstenen:
Nazım Hikmet sürgün yedikten sonra tek amacı memleketim dediği İstanbul'a dönme isteğidir.Ancak sürgünden sonra buna gücü kalmamıştır.Umudunu git gide kaybetmeye başlamıştır ve sonunda da umudunun bittiğini bu dörtlükle belirtmiştir.
Bakın bu dediğimi herkes bilmez ''Çınarlı kubbeli mavi bir liman'' derken her derdi olduğunda Nazım Hikmet o limana gidermiş.
Böyle büyük ustaların bizim ülkemizde yaşadığını düşünüyorumda bu ülke için ölünür be , hemde gözüm kapalı , vicdanım rahat bir şekilde.
Sonsuza ve sonsuza dek.
Gönderen
Özgür Yılmaz
01:41

(Zaman bazen çözümden çok sıkıntı yaratır.)
Söz: Özgür Yılmaz (H)
Benim blogumun en sevdiğim bölümlerinden biridir ''Tinki Winki.'' Gerçi her bölümü seviyorum ama burası bir başka. Herneyse gelel,m konuya.
Eskiden (geçen sene) açtığım bir blog vardı. O zamanlar malum atarlı gençlik zamanım olduğu için siyasette fazla patlama yaptığımdandır sanırım blogger 2 defa uyarı verdi. Bu uyarı denen zıkkkım 1 hafta blogunuzda yazı yazmanızı engelliyor.Sonunda bir baktım kıçıma tekmeyi basmış blogger. Ulan gerçekleri yazıyorum millet beni dışlıyor.Büyüklerimiz demez mi bize ne olursa olsun doğruyu söyle diye. Başlarım blogunuza dedim son 6 aydan beri ne etliye bulaştım ne de sütlüye.
Hani sorarlar ya ıssız bir adaya düşsen yanına alacağın 3 şey?
-Beybun'umm
-Kahvem (Nescafe sade)
-Bilgisayarım
Ancak gözlemlerim sonucu artık insanlar yalnızlaştı.İçine kapanık olmaya başladı. Tatsız tutsuz bişey oldular.Kimsenin bunu yapmaya hakkı yok(!) Gerçi kaslı değilim yapanı dövemem ama iyi konuşurum.Adamın rengini attırırım konuşursam. Benimsediğim yoldan asla dönmeyeceğime dair Beybun'cana söz verdim.Beni böyle seven o kadar insan var ki.Sizde değerlerinizi koruyun.Bende değerlerimi sizlere yansıtmak amacıyla bu blögü kurdum. Artık okursunuz yada okumazsınız.Paşa gönlünüz bilir.
Geçmişiniz sabıkalı olabilir.Geçmişi sabıkalı olanları daha çok seviyorum.Çünkü yaptıkları hataları biliyorlar.Aynısını eğer mal değillerse bir daha yapmazlar. 50 tane blok açsam hepsinide kapasalar bu mesele burda bitmez gençler.Bu blokları kapatan şahsiyetler bilsinler ki bunun çıkışıda var.
Gönderen
Özgür Yılmaz
7 Haziran 2010 Pazartesi
12:17
Her zaman büyükler küçüklerine nasihat olarak anlatır bu hikayeyi.Bilmeyeninizin olacağınıda sanmıyorum.
Ancak kısa bir şekilde özetleyim:
Karınca bütün yaz çalışır , ağustos böceği ise bütün yaz ense yapar.Kış gelir ağustos böceği yazın çalışmadığı için aç kalmıştır.Karıncadan biraz yemek ister ancak karınca bunu kovalar.
Olay bundan ibaret.
Peki karıncanın yemeğini paylaşmaması bencillik değil midir? Biraz yemeğinden paylaşsa ölür mü karınca? Yani ne kadar da saçma.Bu dünyada 6 gün ense yapıp 10 dakikada yasal olmayan yollardan kazanılan bir seçenekte var. En azından ağustos beceği safı oynamış burda.Bence bu dünyanın böyle bencil ve insanların arasındaki bağları koparan en büyük kıstastır bu.
Bencillik(!) Bakarsınız karıncanın bu hatasını ilerde biri düzeltir. Tıpkı Tevfik Fikret gibi. (Sanmıyorum ama hüsnütalil yapmak istedim.)
Saygılarımla.
Gönderen
Özgür Yılmaz
10:03
Dün akşam baktım tv de gene diziler falan var ayar ettiler beni bende odama çekildim sessizce.Düşündüm birden arkadaşlarımı değerlendirmeye bağladım.Kimisi soğuk,kimisi oldukça candan, kimisi içine kapanık.
Ben böyle blogda gene iyi yazıyorum.Çünkü gerçekte akif'ken yanımda olmasını istemediğim insanları tersleyemiyorum. Ne derseniz deyin.İçimden diyorum ama o kişilikle belirtemiyorum.
Şimdi birçoğu diyecektir ulan bu kadar yazmışsın bomboş muhabbet.Aslında anlatmak istediğim her insanı kafanıza göre yargılayamazsınız.(ciddileşme çabaları) Çünkü insanlar farklıdır.Mesela sizin prensipleriniz hata kaldırmaz.Ya karşınızdaki hata yaparak doğruyu buluyorsa? eğer siz onu silerseniz tek kalemle ikinizede yazık olur.
Ancak inanın hayat 5 para etmez. Her insan kazık yer sevdiğinden. Her insan acı çeker. Çekmediyse de çekecek. O da olmadı çektirecek. Doğanın kanunu bu. Çünkü insan kadar kişiliği bozuk hiçbir canlı yok.
Bu böyledir ve böyle olacak gibi.
Gönderen
Özgür Yılmaz
08:59
Gerçi bu konuyu ''siyasetde nedir?'' konusuna açmayacaktım.Çünkü bana göre komünisitlik siyaset değil yaşama ve felsefeme halt etmiş bir düşüncedir.
İzmir'de özellikle devrimci kolları olarak birçok örgüt vardır. Genelde birçoğu TKP ye bağlıdır.Ancak işin özü bazıları ben devrimciyim diyerek bana aşık atmaya çalışıyorlar. Ulan ayranın yok içmeye atla gidersin çeşmeye. Gençlerin %80ni komünizm ne onu bilmiyor. 2 tane che tişörtü yada cüzdanıyla olmaz bu işler. Ulan insan merak eder che guevara yı araştırır en azından.Yani akıl var mantık var.Şimdi ben burda komünizm tarihini , gerekçelerini saysam bana babayı inanırsınız.Malum net ortamı. Ancak bir bok bilmeyip sakın piyasaya çıkmayın.Önce gidin bir araştırın.
Yazdıklarımı herkes üstüne almasın. Ancak komünizmi öğrenmek isteyenler:
-Komünizm nedir?
-Komünizm bayrağının anlamı ( işçi - çiftçi ilişkisi)
-K.Marx
-Che guevara
-Che guevara (Bolivya harekatı) gibi konuları bilsin.
-Küba
-Rusya
Yani rezil olacaksanız edebinizle rezil olursunuz bu konuları bilirseniz.Ayrıca herkes devrimci olarak diye bir kural yok.Bu konünizm beni bozar diyorsanız gidin başka meşgale bulun kendinize. Çünkü biz bize yeteriz. (Sakın yanlış anlamayın ha)
Gönderen
Özgür Yılmaz
08:36

(Benim vicdanla mücadele ettiğim yerde bunun gibi bişey.)
Başlık çok ilgi çekici bence.İnanın bunu her gün yatarken soruyorum kendime. İlginçtir ki her gün yatarken nasıl olursam olayım durum değerlendirmesi yaparım.
İlginçtir ki 1 haftada kafamı koyduğum zaman direk uyuduğum an yoktur. Küçükken hep sorardım kendime ve başkalarına.
İlk kez lise 1 de anladım. Sorunum
vicdan mış...
Tüylerim diken diken oldu gene. Ulan hay ben bu vicdan denen meletin. Geceleri kafanı koyarsın,uyumak istersin yalvarırsın ama baskın olan taraf yine vicdandır.
Onun kazanacağını bile bile savaşırsınız ancak nafile. Bazen çabalamak yetmiyor.Ancak yaptığınız hatayı düzeltmeniz gerek. Hele ki geçmişiniz kabarıksa. (off şuan acıyorum.) işin ilginç yanı dışarda kapkaçcısı yada elin manyağı adam öldürür zerre bişey hissetmezler ama gel gelelim orta direklere hep bizi vurur bu meletler.
Ancak ben biliyorum o vicdan denen malukat herkesi vurur.Manyak değil mi katil belli etmez. Bir yanım yaptığım hataları düzeltmek istiyor,diğer yanım çabalarımı hep bozuyor. Acaba hangisiyim ben %30 nun tanıdığı akif/ako/akoçini/akolego mu yoksa diğer tarafta colosseum - ozqr diye hitap edilen yanım mı.
Kararsız kaldığınızda yapacağınız en iyi şey sanırım alkole sarılmaktır.Ancak alkolün yapamadığını müzik yaptı bana tedavi olarak. Uçmak için kendi dünyana yada benim tabirimle nirvanaya ulaşmak için ota yada uyuşturucu gibi gereksiz şeylere gerek yok. (kullananlara zavallı diyorum şuan.)
Şunu diyen çok olacaktır ulan colosseum/akif madem çabalamak boşa bu melet hep bizi yeniyor sen neden çabalıyorsun?
Amaç kıllık değil mi :|
Gönderen
Özgür Yılmaz
07:39
Biliyor musunuz 2 gün önce hesapladım ben 6.sınıftan beri musikiyle iç içeyim. Şimdi lise 4 e geçeceğimi varsayarsak 7.senem diyebiliriz.Bu 7 senede yaşadığım musiki tecrubemi sizlerle paylaşıyorum.
Bu güne kadar binlerce müzik dinledim. Şarkıda sadece 1 kelime vardır ancak onun taşıdığı anlam öyledir ki hiç arkada çalan müziği düşünmezsiniz , direk uçurur sizi.
Herkesin mutlaka benimde böyle bir parçam var gibi bir lütufta bulunabilir. Doğrudur. Her müziğin kişiye görede taşıdığı anlam farklıdır.
Benim müziğim;
Iced Earth - a question of heaven dır.Şarkının adını yazarken bile bir ürperme geldi.
Dileyen herkes:
Youtube DinleDaily den DinleParçanın Bende Bıraktığı İzlenimler:- Eniştemin öldüğü haberini duyunca arkaplanda bu şarkı vardı
- Iced Earth grubunu duyduğumda ilk çalan parçaydı
- Sevgilim benden ayrılırken yine ilk bu parça vardı (Siktirboktan msn konuşması,Ulan insan böyle bir şeyi yüzüne söyler , teknoloji işte)
- Beybun'um bana süpriz yapıp taa İskoçyalardan gelirken mp3 te bu parça vardı.
- Berkanla birlikte alkolden kafa güzelken çiğdemi beybun olarak gördüğüm ilk şarkı :D
- Beni ilk baştan çıkaran ve gözyaşlarımı rahatça bıraktığım bir şarkı
Sadece 1 şarkı ama ya anlamı?
Bu şarkıyı dinlerken vokal öyle güzel ki arkada çalan gitar,bateri vs. canı cehenneme. İlk kez sonuna bişey uyduramadım yazımın. Neyse ya kalın sağlıcakla. ( Ağlıyorum şuan parça çaldığından dolayı. sorry)
Gönderen
Özgür Yılmaz
07:11
Başlık çok cix oldu.Neyse gelelim ilk geym over yazıma.Hayatta birçok küçük oyunlar vardır.Bazen neşelendirir , bazense dünyayı farklı kılar o oyunlar.
Bana kalırsa en güzel oyun yalandır. Hani birçoğu sevmez ya işte ondan bahsediyorum.Nedense yalan söyleyenlere ben daha farklı bir gözle bakıyorum.
Hayatımda yalan sayesinde yediğim ilk ve benim hayatında best of kazıkta ilk 5 te yer almaktadır.
Kısaca özetleyim. Benim ikinci kız arkadaşım olur kendisi. Adı berna. Gördüğünüz gibi adını küçük harflerle yazdım.Değeri neyse o. O zamanlar süttük tabi 7.sınıftayız . İlk kez oldukça lüks olan bir restoranta gitmiştik.Şahsiyet yedi içti sattı beni. Hesap gelmez mi 64 lira. Saatimi ve telefonumu geçici olarak vererek çıkmıştık.
Tabi o zamanlar insan mal olunca ben tüm paramı biriktirip harika bir kolye almıştım.Ancak kolyeyi vermeye gittiğimde okulda karşı sınıftan bir zengin züppesiyle takılırken gördüm.Direk attım kolyeyi kafasından koştum.İlk kez ağlamıştım.İlk kez bir kıza güvenmem gibi salakça bir karar almıştım.
İnsan bazen inandıkları uğruna muhteşem hatalar yaparlar.Bunun için yaşın,cinsiyetin yada bulunduğun yerin önemi yoktur.
İlk kez ağladığım zamanı hatırladım da şimdi,o an aklıma geliyor birden ağlamak bir insana bu kadar mı çok yakışır.
İlk kez o an gurur duymuştum kendimle. Her geym over sonrası ayakta kalan yine bir ben.Boşa kürek çekmessin bu hayatta hiçbir zaman. İster 7 sinde ol istersen 70 inde.
Özgür Baba .